Edirne’den Şam’a-2

Şam’a gece ulaşmıştık. Ertesi gün, kendi mahallemizden başladık gezintiye. Kasyun Dağı’nın eteklerinden kendimizi aşağı doğru saldık. İlk durağımız Ebunnur İslam Merkezi. Merkezin çevresi kız-erkek mütebessim öğrencilerle dolu. Dünyanın her tarafından gelen bu öğrenciler hem Arapça hem de dini eğitim almak için burayı tercih etmişler.

Merkezde Arapça kursu alan bir öğrenci, kendi eğitim sınıfında altmış beş yaşında Malezyalı bir hanım efendinin olduğundan bahsetti. Mescid de ve Ebunnur İslam Merkezi’nin her tarafında öbek öbek mütalaa yapan öğrencileri görmek mümkün.

HaberlerDuyurular

Şam’a gece ulaşmıştık. Ertesi gün, kendi mahallemizden başladık gezintiye. Kasyun Dağı’nın eteklerinden kendimizi aşağı doğru saldık. İlk durağımız Ebunnur İslam Merkezi. Merkezin çevresi kız-erkek mütebessim öğrencilerle dolu. Dünyanın her tarafından gelen bu öğrenciler hem Arapça hem de dini eğitim almak için burayı tercih etmişler.

Merkezde Arapça kursu alan bir öğrenci, kendi eğitim sınıfında altmış beş yaşında Malezyalı bir hanım efendinin olduğundan bahsetti. Mescid de ve Ebunnur İslam Merkezi’nin her tarafında öbek öbek mütalaa yapan öğrencileri görmek mümkün.

Şam’a gece ulaşmıştık. Ertesi gün, kendi mahallemizden başladık gezintiye. Kasyun Dağı’nın eteklerinden kendimizi aşağı doğru saldık. İlk durağımız Ebunnur İslam Merkezi. Merkezin çevresi kız-erkek mütebessim öğrencilerle dolu. Dünyanın her tarafından gelen bu öğrenciler hem Arapça hem de dini eğitim almak için burayı tercih etmişler.

Merkezde Arapça kursu alan bir öğrenci, kendi eğitim sınıfında altmış beş yaşında Malezyalı bir hanım efendinin olduğundan bahsetti. Mescid de ve Ebunnur İslam Merkezi’nin her tarafında öbek öbek mütalaa yapan öğrencileri görmek mümkün.

İlim meclisleri sadece bu merkezde değil şüphesiz. Nablusi Camiinde, Ramazan El Buti Camiinde, Muhyiddin-i Arabî Camiinde ve birçok yerde bir hoca efendinin etrafında diz kırmış öğrencileri görmek mümkün. Memleketlerini terk etmiş, ilim aşkıyla yanan gençleri büyük bir haz ve gıptayla seyrediyorsun dakikalarca. Şam gerçekten bir ilim şehri.

Şam’da bu kadar çok cami olabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Hatta kapalı çarşılarda bile çok miktarda cami var. Kamet getirilmeye başlayınca, etrafınızda her taraftan namaza çağrılar yükseliyor. Çok miktarda tarihi cami, yeni cami var ve hatta yapımı devam eden cami oldukça fazla. Camileri kimlerin inşa ettiğini sorduğumuzda aldığımız cevap vakıflar oluyor… Demek ki Suriye’de de halk kendi camiini kendi yapıyor.

Sokaklarda ise kadın hâkimiyeti var ve Şam’da neredeyse açık kadın yok denecek kadar az. Mihmandarımız Suriye’de nüfusun üçte ikisini kadınların oluşturduğunu söylüyor. Kadınların aşırı makyajı dikkatten kaçmıyor.

Caddelerde itilen ya da bir kenara çekilip tamir edilen askeri araçları görebilirsiniz. Bu durum size yadırgatıcı gelmesin, zira bu manzaraya sık rastlarsınız. 2.Dünya Savaşı’ndan kalma bu arabalar herhalde binicilerini sık sık yolda bırakıyor.
Gecenin ilerleyen saatlerine kadar yollarda düzensiz trafiğe yön veren ve elindeki copu ha bire sallayan trafik polisleri de şehre ayrı bir ilginçlik katıyor.
    
Suriye’de ulaşım ise oldukça ucuz. Ama bir taksiye binecekseniz siz yine de pazarlık yapınız. Paranızı bozuk hazırlayın ki üstünü almak sorun olmasın.

Şam deyince akla gelen en önemli şeylerden birisi şüphesiz ki tatlılarıdır. Bu gerçek bir şöhrettir. Tatlıyla aranız iyiyse harika tat ve çeşitler sizi bekliyor. Hele bir künefesi var ki tarif edilerek değil ancak tadılarak anlaşılabilir. Söz lezzetlerden açılmışken; Ebu Şakir’den meyve kokteyli de içmeden Şam’dan ayrılmayın derim.

Doğrusu ben kendimi Suriye’de çok rahat hissettim. Sanki kendi ülkemde dolaşıyor gibiyim. Emeviye Camiinin etrafında, Hamidiye’de, yani şehrin merkezinde, kapalı çarşılarda dolaşmak; Beyazıt’da Emin Önünde dolaşmak gibi. İlerliyorsunuz önünüzde Sinan Paşa Camii, Mithat Paşa Çarşısı, Süleymaniye Külliyesi v.s. .Hep aşina olduğumuz tarihi binalar. Biraz bakımsız, biraz düzensiz ama bildiğimiz yapılar, bildiğimiz canlılık.

Bütün Şam’ı bir güzel seyredeyim derseniz şayet, akşama yakın Kasyun Dağı’na çıkmalısınız mutlaka. Böylece Şam’ı hem gündüz gözüyle hem de gece gözüyle seyredebilirsiniz. Tabi Kasyun’a çıkmışken de bu dağın nice salihleri ve peygamberleri bağrında barındırdığını unutmamalısınız.

Şam’da dikkatimizi çeken bir husus kahvelerin yok denecek kadar az olması. Fakat Halep’te bol miktarda kahve görüyorsunuz. Bizdekiler gibi oturmuşlar tembel tembel kimisi okey oynuyor, kimisi kağıt oynuyor. Zaten Halep’e girince sanki Hatay’a giriyormuş gibisiniz.

 

 

 

Yazarın diğer yazıları:

EDİRNE’DEN ŞAM’A-1.
DÜNYA BİR KİTAPTIR!
HOCA EFENDİM-5.
HOCA EFENDİM-4.

Sebahattin BİLGİÇ
sebahattinbilgic@gmail.com
 

Edirne Mimar Sinan Vakfı

Takip Edin...

Haber & Duyuru

Sohbetler

Soru & Cevap

Sohbet Takvimi