Anasayfa Sohbetler

PostHeaderIcon Sohbetler

PostHeaderIcon Günümüzde Faiz


Riba (Faiz) arapça bir kelimedir. Lügatta esas manası ziyade ve artıştır. İslahta ise , fıkıh ölçülerine göre eşit olmayan veya eşitlikleri bilinmeyen veya bedellerden birisi veya her ikisi hazır olmayan ribevi şeylerin üzerine yapılan akittir.

Ribanın haram oluşu , hem Kuran-ı Kerim hem Ehadis-i şerif ile sabittir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor ; “ Allah alışverişi mübah, ribayı yasak kılmıştır.” Peygamber (SAV) de şöyle buyuruyor. “Allah riba yiyeni , yedireni , katibini ve şahidini lanetlemiştir.”

Binaenaleyh ribanın hürmeti (haram oluşu) hususunda hiç şüphe yoktur. Onu inkar etmek küfürdür. Fakat inkar etmeden riba alan veya veren kimse, müslüman olmakla beraber günahkar ve büyük bir vebalin altındadır.

Devamını oku...

 

PostHeaderIcon Fatiha Suresi

1. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
2. Hamd(in her türlüsü), alemlerin Rabbi olan Allah'adır.
3. (O) Rahman'dır (dünyada bütün yaratıklara bol merhamet edendir), Rahim'dir (ahirette yalnız mü'minlere acıyıp, mağfiret edecek olandır).
4. Din gününün (hesap gününün) maliki/hükümranıdır.
5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibadet ve itaatle) kulluk eder ve ancak senden medet umar/yardım dileriz.
6. Bizi doğru yola (İslam'a) ilet.
7. Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin (iyi) kimselerin yoluna (ilet); gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Ya Rabbi).

 

 

PostHeaderIcon Bir Hikaye

Allah'ın emrettiği şekilde davranıp iyi bir kul olarak yaşayanlar cennetle mükâfatlanacak, kötüler ise cehennemde yaptıklarının cezasını görecek. Bunun tabii sonucu olarak inananlar cenneti özler, cehennemden korkar; cenneti kazanmak için çabalar ve cehenneme düşmemeğe çalışır.

Bir de iyilik ve ibadetleri, cehennemden korktuğundan, ya sonunda cenneti kazanmayı umduğundan yapmak meselesi var. Bu bir düşünce tarzıdır. Olgun kişiler ve büyük mutasavvıflar ise bu konuda daha başka düşünürler. Meselâ büyük âlim Molla Câmî'ye göre, kemâle ermek için dört şeyi gönülden ve zihinden silip çıkarmak şarttır:

Devamını oku...

 

PostHeaderIcon Devlet İdaresinde Manevi Güçlerin Rolü

Aşağıda bir hatırasını anlatacağımız Nizamül-mülk, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun ünlü vezirlerinden ve müslüman Şark'ın yetiştirdiği en büyük devlet adamlarındandır.

1018-1092 yılları arasında yaşayan bu değerli insan, Horasan'ın eski kültür merkezlerinden Tûs şehrine bağlı, Nukan adlı bir kasabada dünyaya geldi. Asıl adı ''Hasan" olup, babası kasabanın dihkanı, yâni idarecisi idi. Varlıklı ve itibarlı bir aileye mensup olduğundan; iyi bir tahsil yapma imkânı buldu. O'nun tahsili bizim için hayli dikkat çekici ve mânidârdır: 11-12 yaşlarında Kur'an-ı Kerîm'i ezberleyip hıfzını tamamladı. Kısa zamanda fıkıh ilminde temayüz etti. Edebiyat ve hitabette ileri bir seviyeye ulaştı. Kardeşi Ebu'l-Kasım Abdullah da, o zamanların ünlü fakîhlerinden olmuştu.

Devamını oku...

 

PostHeaderIcon Osmanlı Nasıl Gelişti

Geçenlerde, Târih-i Gülşen-i Maârif adlı iki ciltlik eski harfli tarih kitabını okuyordum. I. Cildinin 417. sayfasında Sultan Osman'ın, oğlu Orhan'a vasiyetleri kaydedilmiş. Bu vasiyetlerin, Diyanet Gazetesi okuyucularıyla ilgili olduğunu düşünerek Tarih köşesinde takdimini faydalı gördüm.

Önce eser hakkında kısa bir bilgi vereyim:

Gülşen-i Maârif, bir umumi tarih kitabıdır. Önce Hazret-i Adem'den başlayarak peygamberleri kısaca anlatır (Cümlesine halisane salât ve selâmlarımızı arzederiz). Sonra Hazret-i Muhammed SAS'ı genişçe anlatarak Emeviler, Abbasiler ve sair İslâm devletlerine geçer. I. Cilt 407. sayfadan itibaren de Osmanlı devletini anlatmaya başlar; 2. Ciltte Sultan Abdülhâmid I devri sonuna kadar getirir. Eseri Feraizcizade diye tanınan Seyyid Mehmed Saîd Efendi kaleme almış ve muhtelif kaynak kitaplardaki malûmatın lüzumsuz teferruatını süzerek, mukayeseli çalışmalar yaparak 10 yılda ikmal ve itmam eylemiştir. 1249 hicrî/1834 milâdî tarihinde bitirdiğini kendisi belirtiyor, ikinci cildin sonunda, Dersiam Ferâizî Mehmed Efendi'nin oğlu olduğunu, Bursa'da doğduğunu, hiç çocuğu bulunmadığını, Emir Sultan Cami-i şerifinde hatiplik vazifesi yaptığını beyan ederek, tahsil ve terbiyesini hangi hocalardan ikmal ettiğini açıklıyor. (Bk. s; 1685 vd.) Bursalı Tahir, Osmanlı Müellifleri adlı eserinde Müellif Mehmed Said Efendi'nin 1251 hicrî/1835 milâdî tarihinde vefat eylediğini ve Emir Sultan Camii hazinesine defnolunduğunu kaydeder. Allah rahmet eylesin...

Devamını oku...

 
Daha Fazla İçerik...
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>
Sayfa 3 - 4
Duyurular

EDİRNE MİMAR SİNAN VAKFI
2018 YILI 1. DÖNEM SOHBETÇİ LİSTESİ

Devamını oku...
 

 

 Edirne Mimar Sinan Vakfı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Edirne Uluslararası Öğrenciler Akademisi program özeti için tıklayınız...

 

Uluslarası Öğrenciler Akademisi başvuru formu için tıklayınız...

 

YTB-EDİRNE MİMAR SİNAN VAKFI 2016

ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER AKADEMİSİ

            Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın desteği ile Edirne Mimar Sinan Vakfının bu sene 3. cüsü düzenlediği Edirne Uluslararası Öğrenciler Akademisi Edirne’de yükseköğrenim gören Uluslararası Öğrencilerin akademik, sosyal ve kültürel donanımlarının güçlendirilmesini, ilgi ve çalışma alanlarına ilişkin yeni olanakların sunulmasını hedefleyen bir eğitim programıdır. 

Devamını oku...
 

Copyright © 2009 Mimar Sinan Vakfı