Medeniyetimizde Yolculuk

“Edrine şehri mi bu ya gülşen-i me’va mıdır
Anda kasr-ı padişahi cennet-i a’lâ mıdır”  Nef’i

Edirne ziyaretçisi bol olan bir şehir.Metre kareye düşen tarihi eser açısından dünyada ikinci sırayı alan bu güzel şehre, son yıllarda ilgi gittikçe artıyor. Neredeyse senenin her mevsiminde çarşılar ve tarihi yerler, yerli ve yabancı ziyaretçilerle dolup taşıyor. Yakın ve uzak şehirlerden gelip, medeniyetimizin en güzel örneklerini barındıran şehrimizi ziyaret edenlerin, çok memnun ama biraz da buruk ayrıldıklarına şahit oluyoruz. Böyle tarihi bir şehrin bu kadar bakımsız olması ve Edirne insanının tarihine duyarsız kalması, dışarıdan gelen misafirlerimizi üzüyor doğrusu.

Derviş (Eşikte)

    Bir vezir-i azam baba olduğunda, küçük kızını sultana getirir. Sultan bebeği kucağına alır. Bebek aniden sultanın kucağını ıslatır. Sultan çocuğu hoş görür ve babasına geri verirken “Bak kızın ne yaptı, şimdi kıyafetimi değiştirmek zorundayım” der.
     İnsanoğlu da Allah Teala’nın kucağında çocuklar gibidir. Devamlı hatalar yapar ama Allah Teala onu tekrar tekrar affetmeye devam eder. Fakat kul iyi niyet sahibi olmalı, olgunlaştıkça hatalarından uzaklaşmalı, yararlı işler yapmalıdır. 
 

Yikmak Kolay Başarmak Zor

          Ressam olmaya niyetlenen bir çocuk, yörenin en usta ressamlarından birinin yanında uzun yıllar çıraklık yapar ustalık belgesini almak üzeredir. Ustası çocuğa kendini deneme vaktinin geldiğini ve bir manzara resmi yapmasını, altına “bu resmin beğenmediğiniz yerlerini çizin” diye not düşmesini ve yaptığı eseri şehrin en işlek caddesine asmasını söyler.

          Genç ressam kendisine söyleneni yapar ve yaptığı eseri şehrin en işlek caddesine asar. Akşamüstü yaptığı resmi kontrole gittiğinde resmin karalanmadık, çizilmedik yerinin kalmadığını görür ve ustasının yanına gelir.

M. Zâhid Kotku (R.A.)’I Yad Ederken

        ALİMİN ÖLÜMÜ

        Bir 13 Kasım günü öğrenci evi olarak kiraladığımız evimden çıkıp, okuluma doğru giderken gazete bayiinde unutamadığım başlık gözüme çarptı. Dikildim ve Tercüman Gazetesindeki o punto manşeti okudum.
‘’Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.’’

        Ayvacık İmam Hatip Lisesi lise birinci sınıf öğrencisiydim. 12 Eylül ihtilali yeni olmuş, sokakları tutan askerlerin imam hatipli olduğumuzdan dolayı önlerinden geçerken sataşmalarına uğradığımız, tedirgin ama gururla okulumuza gidip geldiğimiz günlerin gölgesi henüz üzerimizde.

Bireylere Ve Kurumlara Ekonomik Kriz Döneminde Doğru Iktisadi Davranış Önerileri

       Ülkemizde 1970’li yılların başından 2000’li yılların başına kadar 30 yılı aşkın bir süre yüksek enflasyon yaşandı. Enflasyonun yüksek, rekabetin düşük olduğu bir ortamda imalatçısı, toptancısı, perakendecisi, tüm kesimler fazla gayret göstermeden kolay ve yüksek kazançlar elde ettiler.

       Bilimin yol göstericiliğinde, çağdaş işletmecilik prensipleri göz ardı edildi. Artık düşük enflasyon oranlarıyla, yüksek ve kıyasıya bir rekabetin yaşandığı yepyeni bir ortama geçilmiştir.

Şubat Hüznü

                            ŞUBAT HÜZNÜ

      04 Şubat 1926 İskilipli Atıf Hoca (ks)
      04 Şubat 2001 Mahmud Es’ad Coşan (ks)
      06 Şubat 1919 İsmail Necati Zağferanbolî (ks)
      10 Şubat 1911 Hasan Hilmi Kastamonî (ks)
      10 Şubat 1918 Sultan Abdülhamid (II) Han
      12 Şubat 1984 Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks)
      16 Şubat 1459 Akşemseddin (ks)
      17 Şubat 1871 Şeyh Şamil (ks)