Dünya Ekonomik Forumu’nun yapmış olduğu bir araştırmaya göre OECD ülkeleri arasında Türkiye en müsrif ülke olarak belirlenmiş. Halbuki bütün ilahi dinlerde olduğu gibi İslam dini de israfı haram kılmıştır ve ahalisinin yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz.

Ülkemizde israfın en fazla olduğu alan kamu kesimidir. Borç batağına saplanıp faiz ödemesine mahkum olmak israftır. Bütçeden, aslında bütün giderlerini topladığı primlerle karşılaması gereken sosyal güvenlik sistemine, açıklarını kapatması için milyarlarca YTL aktarmak israftır. Konutlardaki kötü izolasyon ve gereksiz enerji kullanımı israftır. Zaman israfı ise bekli de en tehlikesidir. Zira bir daha yerine konulamıyor.

 

İsraf ekonomik tanımda kaynakların kötü kullanımı anlamını taşır. Her toplumun israfı ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımlar geliştirmesi gerekir. Ekonomik tanımında israfın müeyyidesi “zarar”dır. Dinimiz israfı haram kılarak zarar kavramını günaha eş değer tutmuştur. İsraf genelde tepeden başlayan bir hatalar sürecidir. Balık daima baştan kokar. Bir aile, kurum veya ülkede, yönetimde olanların tutumu onu izleyenlerin eğilimini belirler.

İsraf bir yönetim zaafıdır. Bu yönetici aile reisi de olabilir, şirket genel müdürü de, kamu bürokratı da. Bir görüşe göre yönetimler kendilerini gerekli kılmak için çoğu kez israfı bizzat kendileri tasarlamaktadırlar. Verimliliği sağlamaya ya akılları yetmemektedir yada niyetleri bozuktur.

Yapılan araştırmalar Türkiye’de enerji tüketiminde yüzde 25 enerji tasarrufu potansiyeli bulunduğunu göstermektedir. Enerji tüketimindeki bu yüzde 25’lik enerji tasarrufu potansiyeli 11 Milyon 500 bin ton petrole eş değerdir. Konuyu daha dikkate değer kılan ise bu tasarruf potansiyelinin konutlarda yüzde 35’e ulaşmasıdır. Başka bir ifade ile konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin yüzde 35’i israf edilmektedir.

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı israfı, gereksiz, amaçsız ve yararsız yere yapılan faaliyetler olarak tanımlamaktadır ve İsraf alanlarını dört kategoride değerlendirmektedir. Altın, gümüş, bronz ve düz israf alanları. Bu israf alanlarının büyükten küçüğe sıralamasıdır. Altın israf alanı Türkiye’deki en büyük israf alanını temsil eder. En önemli kalemi iç borç faiz ödemesidir. İkinci sıradaki gümüş israf alanının en önemli kalemi ise sosyal güvenlik sisteminin açıklarının kapatmak üzere bütçeden aktarılan kaynaktır. Üçüncü sıradaki bronz israf alanı ise kamu kesimindeki her türlü israfı içerir. Dördüncü sıradaki düz alanlar ise ev ve iş yerlerimizdeki gıda, enerji, kağıt ve su ile ilgili israfları kapsamaktadır.

Bütün dinlerin kutsal nimet olarak kabul ettiği ekmek konusunda bile aşırı bir israfla karşı karşıyayız. Ülkemizde TÜİK verilerine göre 600 bin kişi açlık sınırında yaşarken günde 6 Milyondan fazla ekmeği israf ediyoruz. Üstelik günlük ortalama bu 6 Milyon ekmeğin 2.5 Milyon adedi daha satılmadan üretim mahallinde israf olmaktadır. Toplam ekmek israfının yaklaşık % 50’si fırınlarda gerçekleşiyor. Ülke genelinde fırın israfından, enflasyonundan söz edilmektedir. Fırıncılar odası mevcut fırınların yüzde 15-20 kapasiteyle çalıştığını ülke genelinde 20 yıl yeni işletme açılmasa dahi mevcut işletmelerin halka yeterli ekmeği üretebileceğini belirtmektedir.

Türkiye’nin kalkınmasını yavaşlatan potansiyeline uygun bir gelişme göstermesini engelleyen temel sorunlardan birisi israf ve verimsizliktir. İsraf geri kalmış toplumlarda daha fazladır. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman tasarruflu davranarak kaynaklarını olabildiğince iyi değerlendirdiklerini görüyoruz.

Nüfusunun yüzde 30’u yoksulluk sınırında yaşayan bir ülkede yaşıyoruz ama her gün her alanda “Bu kadar da olmaz” dedirten inanılmaz israf manzaraları ile karşılaşıyoruz. Bir yanda aşırı tüketimden hasta olan insanlar, bir yanda açlıktan ölen insanlar. Dünya Bankası raporlarına göre gelişmiş ülkelerde çöpe atılan gıda maddelerinin miktarı tüm dünyada açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek düzeyde.

Dünya doğal hayatı koruma fonu raporlarından öğrendiğimize göre ise tüm dünyada mevcut tüketim eğiliminin sürmesi halinde 2050 yılında dünya ebatlarında iki gezegene daha ihtiyaç duyulacak.

İsraf Arapça bir kelimedir ve bir konuda aşırı gitmeyi ifade eder. Genelde dünya milletlerinin, özelde ülkemizin maruz kaldığı ekonomik sıkıntıların ana sebeplerinden birisi israftır. Sosyal ve ekonomik sıkıntıların önüne geçmek isteniyorsa hem birey, hem toplum olarak yersiz, gereksiz, yararsız harcamalardan kaçınmalı, orta yolu, itidalli olmayı benimsemeliyiz.

Öğr.Gör.Dr. Alaattin SAKİNOĞLU

Yazarın diğer yazıları:

KÜRESEL EKONOMİK KRİZ.
SUDAKİ MUCİZE.
SU YOK GELECEK YOK.
Neden Bazı Milletler Zengin, Bazıları Yoksul.