Gelenekten Geleceğe !

Sebahattin Bilgiç

Sabah namazından sonra mescidin lokalinde otururken, Rahmetli Hocamız Esad Coşan Hocaefendi yaşlı bir cemaate “En çok neye ihtiyacımız var biliyor musun?” diye sorup, cevabını yine kendisi vermişti. Demişti ki; “Havadan çok, sudan çok, yeme içmeden çok hocaya ihtiyaç var.” Rahmetli hocamızın bu tespitini birçok sohbetlerinde de dile getirdiğini hatırlıyorum.

HaberlerDuyurular

Sebahattin Bilgiç

Sabah namazından sonra mescidin lokalinde otururken, Rahmetli Hocamız Esad Coşan Hocaefendi yaşlı bir cemaate “En çok neye ihtiyacımız var biliyor musun?” diye sorup, cevabını yine kendisi vermişti. Demişti ki; “Havadan çok, sudan çok, yeme içmeden çok hocaya ihtiyaç var.” Rahmetli hocamızın bu tespitini birçok sohbetlerinde de dile getirdiğini hatırlıyorum.

Sebahattin Bilgiç

Sabah namazından sonra mescidin lokalinde otururken, Rahmetli Hocamız Esad Coşan Hocaefendi yaşlı bir cemaate “En çok neye ihtiyacımız var biliyor musun?” diye sorup, cevabını yine kendisi vermişti. Demişti ki; “Havadan çok, sudan çok, yeme içmeden çok hocaya ihtiyaç var.” Rahmetli hocamızın bu tespitini birçok sohbetlerinde de dile getirdiğini hatırlıyorum.

İlmi ile amil hocaefendiler, Efendimizin tabiriyle peygamberlerin varisleridir ve müminlerin dünya ve ahiret saadetini kazanmalarına kılavuzluk ederler. Onlar örnektir, rehberdir. Derin ilimleri, geniş ferasetleri, örnek hayatları Müslümanlara yön verir.  Peygamber Efendimiz bir çok hadisi şerifinde ulemanın faziletini bildirmiş ve ümmetini sahih alimlere emanet etmiştir.

“Âlimlere tabi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.” [Deylemi]

“Âlim ile beraber olun, diz dize oturun. Çünkü Allah Teâlâ, yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalpleri de ilim nuru ile diriltir.”   [Taberani]

“Âlimler, yeryüzünün kandilleri, Peygamberlerin halifeleri, benim ve diğer Peygamberlerin vârisleridir.” [Ebu Nuaym, İbni Adiy]

Bu sene on yedincisini düzenlediğimiz Mimar Sinan Vakfı Mezunlar ve Gönüllüler Buluşmasını hamdolsun gerçekleştirdik. Her sene olduğu gibi bu sene de birçok şehirden ve hatta farklı ülkelerden, Yunanistan ve Makedonya’dan bir çok arkadaşımız, dostumuz geldi. Hasretle kucaklaştık, özlem giderdik. İki günlük zaman hasretimizi dindirmeye, hayallerimizi ve hedeflerimizi paylaşmaya yetmedi doğrusu.

Şairin;  “Yalnız içi dolu bir gönlüm var, Birde beni seven dostlarım.” dediği gibi dostluklar gönüllerde daha da perçinleşti.

Mimar Sinan Vakfı, Gümüşhanevi ilke ve geleneklerine bağlı, ilmi ve hizmeti kendine gaye edinmiş, İslam kültür ve medeniyetine sevdalı bir oluşum. Derdi ve tasası mahlukata hizmet etmek, gönüller yapmak. Yunus Emre’nin dediği gibi;

Ben gelmedim davi içün,

Benim işim sevi içün,

Dostun evi gönüllerdir,

Gönüller yapmaya geldim.

Hasan Gümüş Hocam tam bir gönül adamı. Makedonya’dan,  ta Anadolu’nun en ücra iline kadar talebelerinin koşup gelmesi bunun bir nişanesi. İnsanları İslam’la tanıştırmak, İnsana hizmet etmek, gönül kazanmak, bir gönle girmek herkesin yapabileceği bir şey değil. İnsanlarla uğraşmak, onların dertlerini paylaşmak zor, çileli bir iş ama o denli de hazlı ve sevaplı bir iş. Şehrine gelen bir öğrenciye sofranı, ve gönlünü açmak ve o gencin pırıl pırıl bir insan olarak hayata atılması,  en yüce vazifelerden.

Ancak dertli insanlar dertlere derman olur.  Boynu bükük çaresiz kalmış bir öğrenciyi teselli etmek, cebine burs koymak, ona bir battaniye, bir kap sıcak çorba sunmak, soğukta kalmışa kömür, yemeksiz kalmışa gıda götürmek dertlilerin işi. Derdini aşk derecesinde sevenlerin işi. Bir insana ulaşmak, bulunduğun şehri değiştirmek ve dönüştürmek, insanlık için bir sözünün olması, bir kızıl elma sevdası hep dertlilerin işi.

Fuzuli derki; Her dert ki var, var dermanı, veliy,

Bî dertlerin derdine derman olmaz.

“Dert vardır, dermanı da vardır. Ama dertsizlik hastalığının dermanı yoktur.”

Mimar Sinan Vakfının tedrisatından ilk ve en son geçmiş kardeşlerimizin aynı heyecanla konuşmaları, aynı heyecanla hizmet hedeflerine talip olmaları son derece sevinilecek durum. Bir yerde heyecan, aşk ve şevk ve sağlam bir zemin, sahih bir yol yok ise zaten devamlılık olmaz. Onun için gelenek ve ilkeler önemli.

Muhabbet esnasında bir arkadaş “Ben ne İslam’ı ne ibadeti tanımazdım, hepsini burada öğrendim” dedi. Bir diğer arkadaşımız “Biz burada tattığımız samimiyeti hiç unutmadık, onun içindir ki her sene mezunlar gününe gelip bu havayı, bu samimiyeti tekrar yaşıyoruz” dedi.

Arayışı ve özlemi daha da üst sınıra çıkaran bir kardeşimiz ise “ Bu sene olduğu gibi bundan böyle ailelerimizle de gelip, ailecek istifade etmeyi istiyoruz, artık bizi ailecek de misafir edeceksiniz” diye sınırı genişletti.

Mezunlar ve gönüllüler buluşmalarımızda değişik il ve ülkelerden (Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya) kardeşlerimizi ağırladığımızdan tecrübeler paylaşılıyor, bazı faaliyetler birleşiyor, sevinçler çoğalıyor, ajandalarımızdaki dost sayıları artmaya devam ediyor.

Tabi onlarca, yüzlerce arkadaş ve gönüllü buluşunca eski hatıralar, bir takım gizli anılar da gün yüzüne çıkıveriyor. Bunları da burada paylaşmak çok güzel olacaktır ama yerinde gelip bu neşeye ortak olmanızı tavsiye ederim. Efendim her yıl temmuz ayının ilk cumartesi biz buluşuyoruz. Sizi de bekleriz.

Edirne Mimar Sinan Vakfı

Takip Edin...

Haber & Duyuru

Sohbetler

Soru & Cevap

Sohbet Takvimi